15 Ekim 2011 Cumartesi

DEMOKRAT PARTİ (1950-1960)

'Yoksul evlerde milyonlarca çocuğun sinirli, hırçın ve problemli yetiştiği bir ülkede yaşıyoruz. Ben geleceğe o evlerden bakmaya çalışıyorum.'   İdris Küçükömer
İdris Küçükömerin, Düzenin Yabancılaşması ismini taşıyan ve 1969'da yayımlanan kitabında, Türk siyasal kültüründe sağ ve sol kavramları konusunda şoke edici açıklamalarda bulunmuştu.
Küçükömer, Hürriyet ve İtilaf Partisi, Birinci Meclis'in İkinci Grubu, Demokrat Parti ve Adalet Partisini 'sol' kavramları çerçevesinde; İttihat Partisi, C.H.P ve Milli Birlikçileri 'sağ' kavramları çerçevesinde değerlendirmişti.

Küçükömer, esasen Marksist bir aydındı. Bu tepkileri daha da katmerleştirmişti.

1950 yılına kadar Türkiye'de iktidarı 3 zümre paylaşmıştı. Bunlar, Bürokrasi, Medrese (Üniversiteler), Ordu idi.
Cumhuriyet döneminde de bu durum, ta ki 1950 seçimlerine kadar değişmedi. 1950 de 'yeter söz milletin' diye D.P(Demokrat Parti) ortaya çıktı ve artık yeni bir güç varlığını ilan etti: HALK.
Demokrat Parti (DP), yıpranmış ve 'ahlaki anlamda çökmüş' olarak nitelendirdiği tek parti iktidarını müstebit ilan etti. 'Demokratik' vaatlerle dolu bir programla sahneye çıkan DP, tek parti(CHP) iktidarı döneminde canı yananların partisi haline geldi. Çok partileri hayata geçiş ve Demokrat Parti'nin siyasi arenaya çıkması ile birlikte toplumsal ve siyasal hayata katılımın ölçeği büyüdü. Artık 'çarıklılar'da Türk Politik Kültüründe kendisini bir özne olarak ortaya koymaya başlamıştı.
İşte bu noktada sosyolog İdris Küçükömer'in ' Düzenin Yabancılaşması' kitabındaki tespitleri önemlidir.
Küçükömer'in düşüncesinde, kendi saptamasıyla sol kavramı, Lale Devrinden beri devlet tarafından beslenip korunan resmi sol anlayış ile taban tabana zıttır. O, sol ve sağ kavramlarını yeniden gözden geçirmek gerektiğini söylemiş; bir anlamda solda sayılanların sağda, sağda sayılanların solda olduklarını ileri sürmüştü.
Küçükömer söz konusu kitabında DP-AP(Yeter Söz Milletin Diyen Halkçı) çizgisini sola, CHP(Statükocu,elitist) çizgisini sağa yerleştirmiştir. Küçükömer, DP-AP geleneğinin halka dayanan sol bir hareket olduğunu; İttihat Terakki-CHP çizgisinin de jakoben, seçkinci, dayatmacı bir sağ hareket olduğunu iddia etmektedir. Türk Demokrasisinin ilerlemeci, sosyal mühendislik kültürüne dayalı merkez sol denilen CHP ve türevlerine karşın, muhalif bir çizgiye oturan ve DP ve AP çizgisinde ifadesini bulan merkez sağ yapılanmasının sosyal ve ekonomik tabanı, o tarihe kadar ezilmiş, bir kenara atılmış, küçük ve orta ölçekli bir esnaf ve köylülere dayandırılmıştı. Küçükömer elbette bu yeni ve duyanları şoke edici tespitlerde bulunurken, iki siyasal çizginin(DP-CHP) üzerine oturduğu toplumsal taban ve toplumsal talep anlamında salt sosyolojik bir tespitte bulunmuştu.
Ancak, tüm bu olumlu yanlarına rağmen '46 Ruhu' adı verilen Demokrat Parti, somut bir siyasal proje ortaya koymamıştı. Çıkışı ve dayandığı toplumsal dinamikler göz önünde bulundurulduğunda, bu siyasal çizginin liberal özgürlükçü bir anayasacılık talebinin olması da beklenirdi. Oysa DP, o güne kadar dışlanan toplumsal kesimlerin sisteme katılımını sağlamış, ancak bu toplumsal kesimlerin ve taleplerinin kalıcı ve etkili olması için gerekli kalıcı düzenlemeleri es geçmiş ve/veya bunları yapacak vakti bulamamıştı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder