1 Aralık 2011 Perşembe

KANUNLA İHTİLAF HALİNDEKİ ÇOCUKLAR

<> <>
<>
<>
<>
"Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’de belirtilen tüm haklar ve özgürlüklere ilişkin düzenlemelerde ‘çocuğun yüksek menfaati’ kavramı bir ilke ve bir anlamda bir mihenk taşı mahiyetinde anlam ifade etmektedir."
A- Uluslararası düzenlemeler ve ilkeler
Bilindiği gibi 1982 Anayasasının 90. Maddesi uyarınca ‘usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslar arası antlaşmalar kanun hükmündedir. Anayasaya aykırılıkları iddiası ile Anayasa mahkemesine başvurulamaz.’
Bu durumda Türkiye bir uluslar arası sözleşmeyi imzaladığı ve usulüne göre yürürlüğe koyduğu takdirde, öncelikle iç hukukta olmayan bir hüküm bu sözleşme ile iç hukuk sistemine girmiş olur.
İç hukuk bu sözleşmeye aykırı bir hüküm içeriyorsa yeni tarihli olan sözleşme hükmü onun yerine geçerek uygulanacaktır. Sözleşmenin kabulünden sonra konulacak olan bir iç hukuk hükmü bu sözleşmeye açıkça aykırı ise veya aykırı olma ihtimali olan bir düzenlemeye sahipse bu yeni hüküm sözleşme hükmünü yürürlükten kaldırmış olmakta ve taraf devletin artık taahhüdünü geri almak niyetinde olduğunu göstermektedir.
Çocuk hakları ile ilgili B.M. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ nin iç hukuk açısından değerlendirilmesi de bu şekilde olması gerekir. Çünkü, bu hem Türkiye’nin imzaladığı uluslar arası sözleşmeler gereği yüklendiği bir yükümlülük hem de yukarıda andığımız 1982 Anayasasının 90. Maddesi gereği anayasal bir zorunluluktur.
Çalışmamızın temelini teşkil eden çocuk Haklarına Dair Sözleşme’de belirtilen tüm haklar ve özgürlüklere ilişkin düzenlemelerde ‘çocuğun yüksek menfaati’ kavramı bir ilke ve bir anlamda bir mihenk taşı mahiyetinde anlam ifade etmektedir. Bu nedenlerle kanunla ihtilaf halindeki çocuklar konusu üzerinde konuşurken veya düşünürken de hiç kuşkusuz bu ilkeyi gözetmek ve sözleşmeyi bu ilke çerçevesinde değerlendirmek gerekmektedir. Bu yüzden, ‘çocuğun yüksek menfaati’ ilkesinden ne anlaşılması gerektiği üzerinde durmak kaçınılmazdır.
Bu ilke uyarınca:
-Çocuğun yararının en iyi bir biçimde korunması
-Çocuğun yararı başka kimsenin yararı ile çatıştığında çocuğun yararları önde tutulmalıdır.
-Bu yararların tespitinde sadece bugünkü koşullar değil, gelecekteki durumlarında göz önüne alınması gerekmektedir.
-Çocuğun yararını tespit edecek kimselerin (aile, kurum , mahkeme)mutlaka aileyi, çocuğu, meslek adamlarını dinledikten sonra karar vermeleri,
-Çocuğun yararının her ülkedeki sosyo-ekonomik koşulları açısından değiştiği dikkate alınarak her ülkenin kendi kriterlerini oluşturması, gerekir.
1985 yılında B.M Genel Kurulu tarafından, çocukları yargılayan organların yönetimine ilişkin asgari standartları belirlemek amacıyla bazı kurallar kabul edilmiştir. Bejink Kuralları olarak adlandırılan bu kurallar, 1960’lı yıllardan itibaren gelişmeye başlayan çocuk yargılamasına ilişkin bazı ilkeleri ihtiva etmektedir. Bu kuralları şu şekilde sıralayabiliriz:
-Çocuğun gereksinimlerinin, temel haklarının korunması da sağlanarak karşılanmalıdır.(m.2/3)
-Çocuğun gereksinimleri yanında, toplumun gereksinimlerinin karşılanmasına da özen gösterilmelidir.(m.2/)
-Suçlu çocuklara gösterilecek tepkinin (uygulanacak yaptırımların ), fiilleri kadar, kişilikleri , içinde bulundukları koşullar da dikkate alınarak belirlenmelidir.
-Çocukların çok farklı gereksinimleri olduğu dikkate alınarak, bu gereksinimlerin karşılanmasına olanak verecek çeşitli önlemlerin mevzuatlarda yer alması ve yargılamanın her aşamasında, yetkililere önlemler arasında seçim yapabilme olanağı veren takdir yetkisi tanınmasılıdır.(m.6/1)
-Takdir yetkisinin kötüye kullanılmasını önlemek ve çocuğun ve ailenin haklarını güvence altına almak amacıyla, bu yetkiyi kullanacak olanların özel olarak eğitilmesi.(m.6/2-3)
-Yargılamanın her aşamasında, çocuğun;
-Hakkındaki iddiayı öğrenme hakkı,
-Susma hakkı , Hakkında mahkumiyet hükmü verilinceye kadar masum sayılma hakkı,
-Savunma hakkı,
-Tanık gösterme ve tanıklara soru sorma hakkı,
-Ana-baba veya yasal temsilcisini yanında bulundurma hakkı,
-Özel hayatın gizliliğine saygı gösterilmesini isteme hakkı,
-Hakkında verilen kararlara karşı bir üst makamlara başvurma hakkı gibi temel haklar güvence altına alınmalıdır. (m.7 ve 8)
-Özgürlüğü bağlayıcı ceza veya önlemin en son başvurulacak çare olması gözetilmelidir.(m17)
Esasen çocuk suçluluğu ve çocuk mahkemeleri korusundaki gelişmeleri yansıtan en önemli belge bu çalışmanın temelini teşkil eden 20 kasım 1989 tarihinde B.M Genel Kurulu tarafından kabul edilen Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ dir. Bejink Kurallarında yer alan ilkelerin hemen hepsi bu sözleşmede de yer almaktadır.(m.37 ve 40)
Kanunla ihtilaf halindeki çocukların yargılaması ile ilgili hükümler koyan (37 ve 40)maddeler , işkence ve kötü muameleye tutulmama hakkı, idam ve müebbet hapis cezasının verilmemesi, suç sayılmayan bir fiilden dolayı özgürlüğünden yoksun bırakılmama hakkı, suç sabit sayılıncaya kadar masum sayılma hakkı, ceza kanununu ihlal noktasında bir yaş haddi belirlenerek, belli bir yaş haddi altındakilerin ceza ehliyetinin olmaması gibi maddeleri ihtiva eder.
Hiçbir çocuk, işkenceye, zalimce davranışlara ya da cezaya, yasadışı tutuklamaya tabii tutulmayacak ve keyfi biçimde özgürlüğünden yoksun bırakılmayacaktır. 18 yaşından küçük olanlara, idam yada salıverme koşulu bulunmayan ömür boyu hapis cezası verilemeyecektir. Özgürlüğünden yoksun bırakılan herhangi bir çocuk kendi yüksek yararı aksini gerektirmedikçe yetişkinlerden ayrı tutulacaktır. Gözetim altında tutulan çocuğa hukuki ve diğer gerekli yardımlar sağlanacak, çocuk ailesi ile temas kurabilecektir.(m.37)
Yasalara aykırı iş yapan çocuk, saygınlık ve değer anlayışını geliştiren, yaş durumunu gözeten ve toplumla yeniden bütünleşmesini hedefleyen tarzda muamele görme hakkına sahiptir. Çocuğa temel güvencelerin yanı sıra, savunması için hukuki ve diğer her tür yardım sağlanacaktır .Mümkün olan her durumda, adli kavuşturmadan ve kurumlara yerleştirme yolundan kaçınılmalıdır.
Sözleşmede yargılanmakta olan suça itilmiş çocuğun hakları anlamında şu temel ilkeler çıkmaktadır:
-yasayla kurulmuş ve bağımsız bir Mahkeme önünde
-usulüne uygun
-makul süre içerisinde bir yargılama yapılması
-aksi sabit oluncaya kadar masum sayılma
Bunlara bağlı olarak;
-mümkün olduğunca az ve kısa sürede hürriyeti bağlayıcı tedbire maruz kalma
-mahkumlardan ayrı tutulma
-öğrenimine devam edebilme
-eğlenme ve dinlenme gereçlerine sahip olabilme,
-susma, tanıkla yüzleşme, üst makamlara başvurma gibi haklara sahip olmalıdır.
Sözleşmede ayrıca ;
-Çocuk hakkında alınacak tüm kararlarda ve yürütülecek tüm etkinliklerde çocuğun yararının ön planda tutulması (m.3/1)
-Ana-babanın veya çocuktan sorumlu kişilerin haklarına saygı gösterilmesi (m.5)
-Çocuğun zorunlu haller dışında ailesinden ayrılmaması(m.9)
Çocukların bakımından veya korunmasından sorumlu kurumların
*Güvenlik
*Sağlık
*Personelin sayısı ve niteliği
*Yönetimin yeterliliği açılarından belirli bir seviyeye ulaşması gibi genel ilkeler belirlenmiştir.
Ayrıca 21 Kasım 1994 ‘te “Uluslar arası Çocuk Mahkemesi” adı altında uluslar arası özel kurum da kurulmuştur. Bu kurumun şimdilik görevi uluslar arası alanda çocuk hakları ihlalleri ile uğraşmaktır.
Aslında Çocuk mahkemeleri yalnızca suçlu çocukları yargılayan mahkemeler olmayıp, aynı zamanda korunmaya muhtaç çocuklar hakkında önlem alan mahkemeler oldukları için, belki genel nitelikli ama yine de bu ilkelerin söz konusu çocuk mahkemeleri yönünden önemi büyüktür.
Tüm bunlarla birlikte çocuk/ana-baba/ devlet ilişkisinde , uyumlu bir birliktelik gerekliliği kaçınılmazdır. Bu anlamda artık devlet , çocuk üzerinde baskı anlamına gelebilecek yöntemlerle değil Çocuk Hakları Sözleşmesinin belirlediği ilkeler çerçevesinde çocuk hakları ve onların korunması alanında düzenleme ve uygulamalarda bulunması gerekmektedir.
Bu anlamda bazı ilkeleri de yine sözkonusu sözleşmeden çıkarmak mümkündür;
-Çocuğu bir hak objesi olarak değil, bir hak sujesi olarak ele almak ,
-Çocukların haklarını kendilerinin fiilen kullanabilmelerini sağlamak,
-Hakları ihlal edildiğinde çocukların bizzat kendilerinin mahkeme veya idari mercilere başvuru haklarını sağlamak,
-Çocukları , hakları ve bunların nasıl kullanılacağı konusunda bilgilendirmek ,
-Etkin bir sistemi oturtmak için çalışmak ve kendileri ile ilgili konularda çocuklara söz ve oy hakkı tanımak.
Buraya kadar temelde Çocuk Haklarına Dair B.M Sözleşmesi olmak üzere, kanunla ihtilaf halindeki çocukların, uluslar arası sözleşmelerle tanınmış yargılamaya ilişkin hakları ve Uluslar ailesinin bir üyesi olan ve yukarıda sözünü ettiğimiz sözleşmenin altına imza atan Türkiye Cumhuriyeti’nin uymakla yükümlü olduğu temel ilkeleri genel hatları ile izah etmeye çalıştık.
B- ÜLKEMİZDE ÇOCUK YARGILAMASI
Çocukların sahip oldukları birtakım özellikler dolayısıyla “çocuk mahkemesi” yani , bir hukuk sistemi içerisinde çocuğun esas alındığı bir mahkeme teşkilatının bulunması hiç kimsenin garip karşılamayacağı bir gerekliliktir. Bu anlamda ülkemizde de Çocuk yargılamasına ilişkin “çocuk mahkemeler i” kurulmuştur. ( “2253 sayılı Çocuk Mahkemeleri Kuruluşu , Görev ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun)
Çocuk mahkemelerinin görev alanına ilişkin aşağıda belirteceğimiz gibi genel olarak kabul edilen ikili bir tasnif şekli vardır: Bunlardan biri;
Hiç suç işlememiş daha doğru bir deyişle ceza kanunları ile bir ihtilafı olmayan çocukların çocukların korunması diğeri ise suç işlemiş olma şüphesi altındaki çocuğun yargılanmasına ilişkindir.
a-Çocuk Mahkemelerinin Yapısı
Çocuk mahkemeleri Kuruluş Görev ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun, her ilde ve asliye mahkemesi bulunan her ilçede bir çocuk mahkemesi kurulmasını öngörmektedir. Yasaya göre illerdeki çocuk mahkemelerinde bir başkan ve iki üye ilçelerdeki çocuk mahkemelerinde tek yargıç olacaktır. (Ç.M.K m.1,f.1)
Savcılık görevi ise mahkemenin bulunduğu yerin Cumhuriyet Savcısı veya görevlendireceği yardımcıları tarafından yerine getirilecektir.(Ç.M.K m.4) Ayrıca bu mahkemelerde, yasanın 20. Ve 29. Maddelerinde öngörülen, inceleme ve gözetim yapmak üzere Adalet Bakanlığınca atanan yeteri kadar uzman, pedegog, psikolog ve psikiyatris bulunmalıdır. Çocuk Mahkemelerinde görev yapacak yargıçlarda aranan özellikler ise aynı yasanın 2. Maddesinde şu şekilde açıklanmıştır;
1- İllerde çocuk mahkemesi başkan ve üyelerinin tercihan:
  1. Daha önce il veya merkez ilçelerdeki çocuk mahkemelerinde görev yapmış olmaları,
  2. Otuz yaşını bitirmiş olmaları ve çocuk sahibi olmaları,
  3. Kadro imkanları elverdiği ölçüde ayrı cinsten olmaları gerekmektedir.
2- İlçe ve merkez ilçelerdeki çocuk mahkemelerinde öncelikle çocuk sahibi olan hakimler görevlendirilir.
b-Çocuk Mahkemelerinin Görev ve Yetkileri
Yukarıda da belirttiğimiz üzere Çocuk Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunda, Çocuk Mahkemelerinin görev alanına ilişkin üç unsurdan bahsedilmektedir;
1-Suçu işlediği zaman ,15 yaşından küçükleri yargılamak(Ç.M.K.)
2-Korunmaya muhtaç çocuklara önlem uygulamak (Ç.M.K)
3-Ana- babasına vahim itaatsizlikte bulunan çocuklara önlem almak.(Ç.M.K.m.14)
Yukarıda görev alanına ilişkin maddelerden özellikle 2 ve 3. Maddelere baktığımızda bunların daha çok koruma tedbirlerine ilişkin olduğu görülmektedir.
Burada suça ilişkin yargılamanın bir ceza yargılamasına ilişkin olması dolayısıyla koruma tedbirlerinin olmasının ceza yargılamasına ters düştüğü yolunda bir takım itirazlar olabilir. Gerek ulusal gerekse ulusalüstü olsun çocuklara yönelik tüm düzenlemelerde çocuğun korunması en başta gelen amaçtır. Bu nedenle suç işlemiş çocuğun yargılanmasında ki amaç yine çocuğun korunması için gerekli tedbirlerin alınması olmalıdır.
Çocuk mahkemelerinin korunmaya ilişkin yargısal görevler Ç.M.K.m. 10)
Suç işleyen küçükler için kanun bazı yargısal tedbirler öngörmüştür.
Bunlar;
  1. Veliye, vasiye veya bakıp gözetmeyi üstlenen akrabaya teslim,
  2. Bakıp gözetmeyi üstlenen bir aile yanına yerleştirme,
  3. Bu amaçla kurulmuş Çocuk Bakım Yurtlarına yerleştirme,
  4. Genel ve Katma Bütçeli Daireler, Mahalli İdarele, Bankalar, İktisadi Devlet Teşekkülleri ve bunların ortakları tarafından kurulan Fabrika Müessese veya Ziraat İşletmeleri benzeri benzeri teşekküllerle işyerleri yahut meslek sahibi bir usta yanına yerleştirme,
  5. Resmi ve özel hastahane veya tedavi evine yahut eğitimi güç çocuklara ait kurumlara yerleştirme, gibi önlemlerdir.
Suç işlediği zaman 11 yaşını bitirmiş olanlar ile 15 yaşını bitirmemiş sağır ve dilsizler hakkında suç kavuşturması yapılmakla birlikte, bu suç için öngörülen ceza bir seneden daha ağır ceza ise, bu durumda küçük hakkında yukarıdaki tedbirlerden biri uygulanır.
Kavuşturma yapılmasına gerek olmadığına karar verilmesi küçük hakkında
tedbir uygulanmasına mani değildir.
11 yaşını bitirmemiş suç işleyen küçük hakkında, veli, vasi yahut bakmakla yükümlü kimseler tarafından yeterli tedbir alınması halinde, bu tedbirler mahkemece uygulanmayabilir.
a-Çocukların Yaş durumuna göre Çocuk Mahkemelerinin görev ve yetkileri
Türk Ceza Kanunu ve 2253 sayılı kanun çocuk yargılaması açısından 18 yaşından küçük çocukları üç gruba ayırmıştır;
A- Kural olarak 0-11 yaş grubu çocukların cezai sorumlulukları yoktur. Ancak çocuk suçu işlediği zaman 11 yaşını bitirmemiş ise ve suça öngörülen ceza 1 yıldan fazla hafif hapis veya daha fazla ağır hapis ise hakkında Çocuk Mahkemeleri Kanununun 10. Maddesinde yer alan tedbirler uygulanır. Tedbirler kanunda aşağıdaki gibi sayılmıştır;
  1. Veliye, vasiye veya bakıp gözetmeyi üstlenen akrabaya teslim,
  2. Bakıp gözetmeyi üstlenen bir aile yanına yerleştirme,
  3. Bu amaçla kurulmuş Çocuk Bakım Yurtlarına yerleştirme,
  4. Genel ve Katma Bütçeli Daireler, Mahalli İdarele, Bankalar, İktisadi Devlet Teşekkülleri ve bunların ortakları tarafından kurulan Fabrika Müessese veya Ziraat İşletmeleri benzeri benzeri teşekküllerle işyerleri yahut meslek sahibi bir usta yanına yerleştirme,
  5. Resmi ve özel hastahane veya tedavi evine yahut eğitimi güç çocuklara ait kurumlara yerleştirme, gibi önlemlerdir.
Suç oluşturan fiili işledikleri zaman 11 yaşını bitirmemiş olanların yanısıra 15 yaşını bitirmemiş olan sağır ve dilsizlere ceza verilmesi yasaktır. Yani ceza ehliyetleri yoktur.
Ancak fiil, kanunen bir seneden fazla hapis cezasını veya daha ağır bir cezayı gerektiren bir cürüm ise, kimlik ve suç tespiti amacıyla yakalama yapılabilir. Kimlik tespitinden sonra çocuk hemen serbest bırakılır. Suç tespiti amacıyla küçük hiçbir şekilde kullanılamaz. Tespit edilen kimlik ve suç, mahkeme başkanı tarafından tedbir kararı alınmasına esas almak suretiyle derhal Cumhuriyet Savcılığına bildirilir.
Yine 11 yaşını bitirmemiş küçüklerin suç işlemeleri Çocuk Mahkemeleri Kanunu kavuşturma yapılamayacağını söylemektedir.
B- 11 yaşını bitirmiş, ancak 15 yaşını doldurmamış çocuklar için ilke , “küçüğün işlediği suçun anlam ve sonuçlarını kavrayabilme yönünden bedeni, akli ve ruhi durumu uzman kimselere tespit ettirmektedir.” Bu tespitin sonucuna göre çocuğun cezai sorumluluğunun olup olmadığına karar verilir.
Bu inceleme sırasında gerek görülürse yukarıda belirttiğimiz veliye, vasiye teslim, Yetiştirme Yurduna ya da bir usta yanına vs şeklinde saydığımız tedbirlerden birinin uygulanmasına karar verilebilir.
Cezai sorumluluğu olduğuna karar verilmiş olanlar suç sebebi ile yakalanabilir.
Bu küçükler, yakınları ile müdafiye haber verilerek Cumhuriyet Savcılığına sevk edilir.
Hazırlık soruşturması Cumhuriyet başsavcısı veya görevlendireceği Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır.
Şayet çocuğa ceza vermek gerekiyorsa;
  1. İdam cezası yerine 15 yıl hapis,
  2. Ömür boyu hapis cezası yerine 10 yıldan aşağı olmamak üzere hapis
  3. diğer cezalar yarıya indirilir.
  4. Ağır hapis cezası hapse çevrilir.
  5. Her eylem için 7 yıldan fazla hapis cezası verilmez.
  6. Kamu hizmetlerinden yasaklanma ve genel gözetim altına alınma cezası verilemez.
  7. Tekerrür esas alınmaz.
  8. Fiili işlediği zaman 15 yaşını bitirmeyen sağır ve dilsizler hakkında kavuşturma yapılmaz. Bunlar hakkında tedbir uygulanır.
C- 15 yaşını doldurmuş fakat 18 yaşını doldurmamış olan küçüklerin hazırlık soruşturması kolluk tarafından yapılabilir. Yargılamaları yetişkinler gibi genel mahkemelerde yapılır ancak ceza indirimleri vardır.
Hazırlık soruşturması aşağıdaki hükümlere göre yapılır;
  1. 3005 sayılı Meşhut Suçların Muhakeme Usulü Hakkındaki Kanun hükümleri uygulanmaz.
  2. Küçüğün gözaltına alındığı ana-baba veya vasisine bildirilir.
  3. Devlet Güvenlik Mahkemelerinin görevine giren fiiller dışındaki suçlarda kendi talebi olmasa dahi müdafiden yararlandırılır.
  4. Müdafi hazır bulundurmak şartı ile şüpheli küçüğün ifadesi kolluk tarafından alınır.
  5. Kendisinin yararına aykırı olduğu saptanmadığı sürece ve yasal bir engel bulunmadığı durumlarda ana-babası veya vasisi ifade alınırken hazır bulunabilir.
  6. Gözaltı süresince küçük yetişkinlerden ayrı tutulur.
  7. Çocuk Mahkemeleri Kuruluş ve Çalışma Usulleri Hakkında Kanunda sayılı suçlar büyüklerle beraber işlenirse hazırlık soruşturması sırasında küçüklerle ilgili evraklar ayrılır, büyükler ve küçüklerin soruşturmaları ayrı yürütülür.
  8. Küçüklerin eylemleri ve kimlikleri mutlaka gizli tutulur.
  9. Suçun mağduru küçükse bunlara karşı işlenen meşhut suçlarda, kovuşturulması suçtan zarar gören kimsenin şikayetine bağlı olan fiillerde şüphelinin yakalanması ve soruşturma yapılması için şikayete gerek yoktur.
  10. Küçüklerle ilgili işlemler mümkün olduğunca sivil kıyafetli görevliler tarafından yerine getirilir.
  11. Küçüklere kelepçe takılamaz.
  12. 0-18 yaşları arasındaki küçükler için kovuşturma özelliği taşımayan, suç isnadı oluşturmayan her türlü araştırma yapılabilir. Suçun iz, emare , eser ve delilleri tespit edilir, muhafaza altına alınır ve belgelenir. Şüpheli hakkındaki bilgi toplanır ve geciktirilmemesi gereken her türlü acele işlemler yapılır.
YARGILAMA
Türk hukukunda kanunla ihtilaf halindeki çocukların yargılanması hususunda da yaşa göre ayrımlar söz konusudur. Şöyle ki;
15 yaşını bitirmeyen çocukların davalarına çocuk mahkemelerinde bakılır. 15 yaşını bitirmiş ancak doldurmamış küçükler suç işlediklerinde bunların davaları da büyüklerle aynı mahkemelerde, genel mahkemelerde görülür.
15 yaşını doldurmamış küçüklere uygulanabilecek tedbirler saklı kalmak kaydıyla aşağı haddi 3 yılı aşmayan hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren fiillerden dolayı kavuşturma ve yargılama sırasında küçükler hakkında tutuklama kararı verilemez.
Küçüklerin işledikleri suçlardan dolayı aleyhlerinde şahsi dava açılamaz. Çocuğun hukuki sorumluluğundan dolayı aile reisine karşı dava açılır.
Kavuşturma yapılabilmesi dava veya şikayete bağlı suçlarda suçtan zarar gören kimsenin davadan vazgeçmesi kamu davasını düşürmez. Ancak yargılama sonucunda suçun sabit olması halinde ceza uygulanmaz.
Küçüklerin duruşmaları mutlaka gizli yapılır.
Mahkemenin izni ile yargılamanın her safhasında küçüğün müdafisi , velisi , vasisi, sosyal hizmetler alanında faaliyet gösteren resmi veya gönüllü kuruluşların temsilcileri, sosyal hizmet uzmanları vs hazır bulunabilirler.
İlçe merkezlerindeki çocuk mahkemelerinin kararlarına karşı itirazı inceleyecek merci il çocuk mahkemesi ve çocuk mahkemelerinin kararlarına karşı itiraz mercii ise en yakın ilde bulunan çocuk mahkemesidir.
Çocuk mahkemesi kararları temyiz edilebilir.
Yargılanan küçüklerin kimlikleri, suçları vs ile ilgili her türlü yayın yasaktır.
KARŞILAŞTIRMA VE DEĞERLENDİRME
<>
<>
"Türkiye en başta belirttiğimiz gibi kendisini bağlayan başta Çocuk Haklarına Dair B.M sözleşmesi olmak üzere pek çok ulusal üstü düzenlemeye imza atmasına rağmen kendi iç düzenlemelerini ve uygulamalarını sözkonusu ulusal üstü düzenlemelerin standartlarına kavuşturmadan nerede ise bilinçli olarak imtina etmektedir."
Buraya kadar kanunla ihtilaf halindeki çocuklar üst başlığı altında, bu konudaki ulusalüstü düzenlemeler ve yerel mevzuatın penceresinden konuyu izaha çalıştık. Kimi zaman masumiyetin sembolü kimi zaman da potansiyel suçlular olarak görülen çocuklar açısından suçla mücadele elbette her devletin en başta gelen sorumluklarındandır.
Bu anlamda çocuk suçluluğunun gerçek suçlusu çocuklar değil, çocukların suça itilmelerini önleyici ve çocukları suç ve suçun etkilerinden koruyucu tedbirleri almayan devletlerin bizatihi kendileridir.
Ülkemizde de koruma tedbirleri alma Çocuk Mahkemeleri Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’ la çocuk mahkemelerine yüklenmiş yasal bir görev olmasına rağmen ne yazık ki suçu önleyici ve suçtan koruyucu önlemler alınmamakta, dolayısı ile de çocuklar defalarca çocuk mahkemelerin önüne gelmektedir.
Türkiye en başta belirttiğimiz gibi kendisini bağlayan başta Çocuk Haklarına Dair B.M sözleşmesi olmak üzere pek çok ulusal üstü düzenlemeye imza atmasına rağmen kendi iç düzenlemelerini ve uygulamalarını sözkonusu ulusal üstü düzenlemelerin standartlarına kavuşturmadan nerede ise bilinçli olarak imtina etmektedir.
Yukarıda andığımız Beijing Kuralları m.2 de belirttiği gibi,”mevcut hukuk sistemi içinde işlediği suçlardan dolayı kendisine büyük insanlardan farklı davranılması gereken” kanunla ihtilaf halindeki çocukların yargılaması konusunda da Türkiye’nin ne yazık ki altına imza attığı sözleşmelere uygun yasal düzenlemeleri uygulamalar yanlışlarla doludur.
Sözleşme m.1’de 18 yaşına kadar her insanı çocuk saymış olup, çocuk sözleşme ile uyumlu hale getirilerek 18 yaşının benimsenmesi gerekmektedir. suçlarında ayrım gözetmemiştir. Ancak 2253 sayılı yasa ‘küçük’ olarak 15 yaşına kadar ki çocukları değerlendirmiştir. 2253 sayılı yasanın yaş anlamında
2253 sayılı kanunun 6. Maddesi çocuk mahkemelerinin görev alanını belirlerken, Askeri Mahkemelerin görev alanına giren suçlarla Anayasanın 143. Maddesi 1. Fıkrasında sayılan suçlar çocuklar tarafından işlendiğinde çocuk mahkemesi değil, Askeri Mahkemeler ve Devlet Güvenlik Mahkemeleri yetkili olmaktadır. Aynı maddede, olağan üstü hal, sıkıyönetim hali ve savaş hali için de istisnalar öngörülmektedir.
Bu düzenleme “ sözkonusu olan çocuk dahi olsa her türlü çıkarın önünde devletin çıkarlarının korunması gerekliliği” gibi bir düşüncenin ürünüdür. Oysa ki , başta da belirttiğimiz gibi sözleşmenin temel ilkesi “çocuğun yüksek menfaatinin korunmasıdır.”
Suça bağlı olarak yapılan bu ayrımcılık kesinlikle kabul edilebilir değildir.
Sözleşmenin 40 . maddesi ceza yasasını ihlal eden çocukların bağımsız ve yansız bir üst mahkemeye başvurmalarından bahsetmektedir. Bu yüzden Türkiye de bir an evvel ya sayılan nitelikte çocuk mahkemelerinin üzerinde bir üst mahkeme kurulmalı ya da Yargıtay’ da özel bir daire oluşturmalıdır.
Terörle Mücadele Kanunu kapsamında gözlem altına alınanların durumları yakınlarınca ancak 48 saat sonra öğrenilmektedir. Bu durum genelde her vatandaş için özelde de çocuklar için çok sakıncalı sonuçlar doğurabilmektedir.
SONUÇ
Kanunla ihtilaf halinde çocuklar hakkındaki mevzuatımızdaki eksiklikleri sadece yukarıda saydığımız kadar değil. Biz burada en temel noktalardaki eksiklik ve yanlışlıklara dikkat çekmek istedik.
Kanunla ihtilaf halindeki çocukların yeniden kazanılması hiç kuşkusuz onları cezalandırmaktan daha önde gelen bir amaçtır. Bunun için de çocuğun, özgürlüğünden yoksun bırakılmadan eğitim kurumları niteliğindeki kurumlarda meslek edinmelerinin de sağlandığı, pisikolojik olarak yıpranmalarının da önüne geçildiği, devletten bağımsız, profesyonel gönüllülerce yönetilen kurumlar oluşturularak, yeniden kazanma ve sosyalleştirmenin en uygun yöntem olduğunu düşünüyoruz.
Ancak öncelikle çocukları suç işlemeye itecek nedenlerden korumak gerekir. Bunun için de sosyal adalet, sağlıklı bir aile veya aile yerini alabilecek kurumlar gerekmektedir. Ne yazık ki, çocukları bu anlamda koruma ve kollama noktasında yetersiz bir toplumuz.
Onlar için eşitlik ve adaleti sağlamadan cezalandırmayı aslında aklımızın ucundan bile geçirmemeliyiz. Çünkü, hiçbir çocuk doğuştan potansiyel suçlu değildir.
KAYNAKÇA.
1-Çocuk Hakları – Çivi Yayınları-1998-İHD İstanbul Şubesi
2-İstanbul Barosu Dergisi-Sayı 1-2-3, 1995
3-M.Ü. Hukuk Fak. 10.yılı Adliye ve Çocuk Suçluluğu sempozyumu, Marmara Üniversitesi yayınları-1993
4-İstanbul Barosu Çocuk Hakları Günleri- 27 Ocak1995- İstanbul Barosu yayınları
5 -Yeni Türkiye Dergisi İnsan Hakları Özel Sayısı Temmuz-ağustos1998
a-Betül Onursal Çağdaş Çocuk Hakları Sisteminde Türkiye’nin Konumu,shf/1146
b-Seda Akço Çocuk Mahkemeleri ve Suça İtilen Çocukların Yargılanması shf/1164
c-İbrahim Canan İslamda Çocuk Hakları shf/1180
6-Unıcef ve Emniyet in çıkardığı kitap???
7-Hukuk Sosyolojisi ve Arşivi-3. sayı
9- Çocuk Hakları- Bob Franklin-
NOT:BU YAZI MAZLUMDER İSTANBUL ŞUBESİ TARAFINDAN HAZIRLANAN “ÇOCUK HAKLARI” İSİMLİ KİTAP ÇALIŞMASI İÇİN MAYIS 2000 TARİHİNDE HAZIRLANMIŞTIR.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder