301. madde esasında, Avrupa Birliği Komisyonu ilerleme raporu ve 17
Aralık zirvesine yetiştirilmek için aceleye getirilmiş Yeni Türk Ceza
Kanununun, Türk Ceza Hukuku öğretisinin ve Yargıtay uygulamalarının bir
kenara atıldığı, dilinde özensiz, sistematiği var olduğunu iddia ettiği
felsefeye ters, cezaları orantısız, kuram, kural ve kavramları
çelişkili, hatalı, gerekçesi yetersiz maddelerinden sadece biri ama en
popüler olabilenidir!..
Bu haliyle, 1 Nisan 2005 tarihinde uygulanmaya başlayan Yeni Türk Ceza
Kanunu, adeta Türk toplumuna, Türk Hükümetinin 1 Nisan şakası gibidir.
Türk Ceza Kanunu sisteminde, düşünce hürriyetini ve eleştiri hakkını
sınırlandıran maddelerin tarihi seyrine bakmak, belki de kanun
koyucuların düşünce ve ifade özgürlüğüne bakış açısını da ortaya
koyacaktır.
Terörle mücadele Yasası'nın 8. maddesi, AB'ye uyum yasaları
çerçevesinde kaldırılırken, devlet kurumlarının bazılarından gelen
tepkiler üzerine Adalet Bakanı, TCK'nın 312. maddesinin boşluğu
dolduracağını söylemişti.
163. madde kaldırılmadan önce 312. madde pek fazla kullanılmayan bir
madde idi. Ancak 163. madde kaldırılınca, 312.yedekte beklemekten
kurtularak uygulanılmaya başlandı ve ard arda davalar açılmaya başlandı.
Aynı şekilde 141 ve 142. maddeler de 163. maddeyle birlikte
kaldırılınca bu maddelerin de yerine Terörle Mücadele Kanunun 8. maddesi
kullanılmaya başlanmıştı.
Kanunlar hazırlanırken sanki devletin kendi güvenliğini korumaya
yönelik TCK maddelerinin bir yedeği de kanuna yerleştirilip, biri
kaldırılırsa diğeri yoluyla cezalar verilmeye devam edilsin
istenmektedir.
Başbakan'ın TCK 301. madde tartışmalarında, Avrupa'nın pek çok
ülkesinde de benzeri ceza kanunu maddelerinin bulunduğuna dair
sözlerinin de, karşılaştırmalı hukuk açısından bakıldığı zaman pek de
geçerli olmadığı görülecektir.
1889 tarihli İtalyan Ceza Kanunu'nun 126. maddesinde anayasal
kuruluşlar alenen tahkir ve tezyif eylemlerine karşı korunmuş olup,
silahlı güçlerden söz edilmemiştir. İtalya'da daha sonra ordunun
anayasal organ olup olmadığı tartışıldı. 1930 tarihli İtalyan Ceza
Kanunu'nda ordu da madde kapsamına alındı. İtalyan hukukunda,
yürürlükteki ceza kanununun 290. maddesi "Cumhuriyetin, anayasal
kurumların ve silahlı kuvvetlerin tahkir ve tezyifi" başlığını
taşımaktadır.
Alman Ceza Kanunu'nda silahlı güçler bu tür özel bir koruma altına
alınmadı. Bu suça Fransız Ceza Kanunu'nda değil de 27 Temmuz 1881
tarihli Basın Özgürlüğüne Dair Kanun'da yer verilmektedir. Bu kanunun
30. maddesinde mahkemelerin ve ordunun tahkiri cezalandırılırken 31.
maddede bakanlara, meclis üyelerine ve kamu görevlilerine, görevleriyle
ilgili olarak yapılan hakaretler konu ediliyor.
Oysa, TCK kanunu 301. maddede, Türklüğün, Cumhuriyetin, Devletin kurum
ve organlarının aşağılanması, suç biçiminde düzenlenmiştir.
Bu maddede düzenlenen suç, Eski Türk Ceza Kanunu'nun 159. maddesini
anımsatmaktadır. Ancak 301. madde, 159. maddeye nazaran çok daha geniş
bir alanda uygulanma alanına sahip olduğu gibi, düşünce özgürlüğünü de
çok daha fazla sınırlandırıcı bazı nitelikleri de bünyesinde
taşımaktadır.
Bu açıdan Yeni TCK 301. madde 3 temel noktadan eleştirilere hedef olmaktadır:
1-Madde gerekçesine göre, suçun maddi unsuru
aşağılamaktır. Bu aşağılamanın alenen gerçekleşmesi gerekir. Madde
gerekçesinde 'Aşağılamak, suçun konusunu oluşturan değerlere duyulan
saygınlığı azaltmaya yönelik davranışlardan ibarettir'. Şeklinde
tanımlanmaktadır.
Saygınlığı azaltan sözler nelerdir? Bunun bir objektif kriteri var
mıdır? Diyelim ki "Türk Mahkemeleri hukuku ve yasaları doğru
yorumlayamıyor." dedim; bu da mahkemelere saygınlığı azaltan bir söz
müdür?
Yeni TCK 301. madde de, Eski TCK'nın 159 maddesindeki hakaret sözcüğü
yerini aşağılamak sözcüğüne bırakmıştır. Eski TCK 159/1 maddesinde
hakaret, tahkir ve tezyif etmekten bahsetmekte idi. ''Aşağılamak',
tahkir ve tezyiften daha geniş bir içerik ve kapsama sahiptir. Çünkü,
'aşağılamak' sözcüğünün içerisine, küçümsemek, kötü şekilde nitelemek,
hor görmek, benimsememek gibi pek çok anlam girer. Bu anlamların pek
çoğu ise 'eleştiri' kavramının içerisine sokulabilecek türden
düşüncelerdir.
Oysa, tahkir ve tezyifte yalnız ve yalnız hakaret etme, somut bir madde
isnad etme, küfür vb nedensiz eylem biçimleri yer almaktadır.
2- Yeni 301. maddedeki bir diğer hatalı düzenleme ise,
devletin anayasal kurumlarının soyut ve genel niteliğini, somuta
indirgemiş olmasıdır.
Yeni TCK 301/2. madde de yargı organları, askeri ve emniyet teşkilatı
somut olarak korunan hukuki menfaat olarak düzenlenmiştir. Bu durumda
akla, son zamanlarda sıkça görülen çete operasyonlarında, çete
içerisinde yer aldığı iddia edilen bazı asker ve emniyet mensuplarını
eleştirirken, bağlı bulundukları kurumlara değinildiğinde bu madde
kapsamında TCK 301.madde kapsamında aleyhe dava açılıp açılmayacağı
gelmektedir.
Hukukun üstünlüğüne dayalı demokratik rejimlerde üç ana erk
bulunmaktadır. Bunlar, yasama, yürütme ve yargıdır. Askeri güçler veya
emniyet güçleri bunların dışında ayrı bir erk değildirler. Bu güçlerin
doğal yerleri yürütmenin içidir ve bu güçler yürütme erkinin emrinde ve
parlamentonun gözetimi ve denetimi altındadırlar. Bu bakımdan söz konusu
güçlerin özel bir koruma altına alınmalarına gerek bulunmaz.
3-Yeni TCK 301. maddenin gerekçesine baktığımız zaman
"Türklük" kavramının "Türk milleti" kavramından daha geniş bir biçimde
nitelendirildiğini görüyoruz. Madde gerekçesinde Türklük kavramının,
"Maddede geçen Türklük deyiminden maksat, dünyanın neresinde yaşarsa
yaşasınlar Türklere has müşterek kültürün ortaya çıkardığı ortak varlık
anlaşılır. Bu varlık Türk milleti kavramından geniştir ve Türkiye
dışında yaşayan ve aynı kültürün iştirakçileri olan toplumları da
kapsar......" olduğu belirtilmektedir.
Sanki, ırk esasına dayalı bir tanımlama izlenimi veren bu kavram,
Anayasal (Anayasanın 66. Maddesine göre,Türk devletine vatandaşlık bağı
ile bağlı olan herkesin Türk olduğunu, hükme bağlanmaktadır.) olarak ırk
esasına göre tanımlanmamış 'Türk devleti ve Türk milleti' kavramları
ile çelişki arz etmektedir.
Tüm bu eleştirilerden sonra denilebilir ki; Türk Mahkemeleri artık
hakaret davalarında daha çok beraat kararları vermektedir. Ancak görünen
odur ki, madde bu haliyle madde uyarınca birileri hakkında dava açılan
ama şu veya bu nedenle daima beraat kararı alınan bir ceza maddesi
konumundadır. Kaldı ki; yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusunda,
ciddi şüphelerin oluştuğu bazı kriz dönemlerin de yargı kararlarının da
büyük değişiklikler gösterdiği de ortadır.
Hukuka, yargıya ve kanuna duyulan güvenin sağlanması ve bireylerin ve
toplumun kendilerini yeterli hukuksal güvencede hissetmeleri için
yapılması gereken, madde metninin tekrardan ele alınarak, yukarıda izah
edilen ve madde metninde yer alan tutarsız, yetersiz düzenlemelerin, iyi
bir hukuk dili ile, ceza hukukunun temel ilkeleri noktasında titizlik
gösterilerek, suçun maddi unsurunun, korunacak hukuksal değerin, suç
eylemi oluşturacak fiilin somut ve net olarak madde metninde yer alacak
şekilde genel olarak Yeni Ceza Kanununun tümünün özelde de TCK 301.
maddenin yeniden düzenlemesidir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder